top of page

SEREN SELÇUK

1) Kendinizden ve şu an bulunduğunuz konuma gelene kadarki yaşadığınız yolculuktan bize biraz bahsedebilir misiniz?

2017 yılında Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldum. Dördüncü sınıfın sonuna doğru GlaxoSmithKline firmasında Medikal Uyum ve Farmakovijilans departmanında staj yapmaya başladım. Daha sonra bu stajımı beşinci sınıftaki uzun dönem stajıyla birleştirdim. Mezun olduktan ve stajım bittikten sonra Adeka İlaç’ta Farmakovijilans Uzmanı olarak çalışmaya başladım. Orada da yaklaşık iki yıl kadar çalıştıktan sonra Roche’taki yolculuğum başladı. Burada, Hasta Güvenliği Birimi’nde Hasta Güvenliği Uzmanı olarak görev almaya başladım. Başladıktan bir sene sonra Farmakovijilans Yetkilisi görevini de üstlendim. Bununla birlikte globalde pazar araştırmaları ve hasta destek programlarıyla ilgilenen ekibe dahil oldum ve altı aylık bir rotasyon sürecim oldu. Mevcut durumda, Roche’ta Lokal Hasta Güvenliği Sorumlusu olarak çalışıyorum. Ayrıca ekim itibariyle part-time olarak Medikal Birim’de görev almaya başladım. Klinik araştırmaları devam eden bir molekülün medikal süreçlerine destek oluyorum. Kariyer yolculuğum bu şekilde ilerliyor. Onun dışında yedi-sekiz yıl kadar dansla ilgilendim. Üniversiteden itibaren hayatımın merkezinde yer alan bir şeydi diyebilirim. Bunun dışında psikolojiye çok ilgiliyimdir. Psikoloji üzerine okumayı, dinlemeyi, izlemeyi çok severim. Genel olarak film izlemekten ve film analizlerini okumaktan da çok keyif alırım.


2) Neden eczacılığı tercih ettiniz? Aslında ailemde eczacı bulunmuyor, ama ben her zaman sağlıkla ilgili bir bölüm okumak istediğimden çok emindim. Bir şekilde şartlar beni eczacılığa getirdi, çok severek okudum. Mesleğimin hastaların hayatına dokunan bir yanı olmasını istedim sanırım. Diğer sayısal bölümlere çok ilgim yoktu açıkçası. Süreç bir şekilde böyle sonuçlandı. Özellikle eczacılık özelinde bir sebep söyleyemesem de, sağlık alanında çalışmak istediğimden çok emindim. 3) Bize üniversite döneminizden bahsedebilir misiniz? Nasıl bir öğrenciydiniz? Çok aktif bir öğrenci değildim aslında. Eczacılık programının yoğunluğundan dolayı sürekli çalışarak geçen bir sürecin yanı sıra, dansa da ilgi duyduğum için ikisini beraber yürütmeye çalışmıştım. Bir de zamanla endüstri eczacılığına da ilgim oluşmaya başlamıştı. Bizim okulda kariyer günleri düzenleniyordu ve eczacılık özelinde olan bir kısmı da vardı. Ben de bu alana ilgi duyduğum için bu kariyer günlerinin organizasyon komitesine dahil olmuştum. Sektörden gelen isimleri dinleme, onlardan öğrenme fırsatımız olmuştu. Genel olarak sınav dönemlerini çok stresli geçirirdim. Şimdi keşke yapmasaydım diyorum ama o dönemin içindeyken insanın gözünde farklı bir yerde konumlanıyor o sınavlar. Şimdi zaten bir şekilde atlatılıyormuş diyorum. 4) Biz öğrencilere verebileceğiniz tavsiyeler var mıdır? Kariyer planınızı yapmak ve sonraki basamakları düşünmek çok değerli, fakat kendinizi çok baskı altında tutmadan öğrenciliğin tadını çıkarmanızı öneririm. Mezun olduktan sonraki boşluklar sizi korkutmasın. Kendinizde “hemen bir işe başlamalıyım” gibi bir baskı kurmanıza hiç gerek yok. Kendinize zaman tanıyabilmeniz, isteklerinizi anlamak için deneyip yanılmaktan çekinmemeniz çok kıymetli. Bir konuda uzmanlık elde etmek çok önemli evet, ama dünya da, sektör de hızla değişiyor. Kendinizi bu değişim dalgasında olabildiğince donatmanızı ve öğrenciliğiniz boyunca tek bir noktaya odaklı kalmadan kendinize yatırım yapmanızı öneririm, ama dediğim gibi; minimum stresle, keyif alarak... 5) Endüstri eczacısı olmaya nasıl karar verdiniz, tahmin ediyoruz ki stajlarınızın etkisi olmuştur, stajlarınız sırasında “ben endüstri eczacısı olmalıyım” dediğiniz bir an var mı? Benim fakülteye girdikten sonra, hatta staja başlamadan önce de kafamda hep vardı aslında bu konu. Eczacıların çalışma alanlarını inceleyince çok kapsamlı olduğunu görebiliyorsunuz. Endüstri eczacılığı da benim için zaman içinde ön plana çıkmaya başlamıştı. Staj dönemimde de şunu fark ettim ki, kurumsal hayatın pırıltılı bir tarafı var. Öğrenciyken, işin zorluklarıyla henüz tam karşılaşmamışken daha da cazip bir hale gelebiliyor. Bence çalışmaya başladığınız insanlar da çok önemli bu noktada, çünkü süreci biraz onlar şekillendiriyor. Ben gerçekten mesleğine çok değer veren, yaptığı işi çok önemseyen, kendime rol model olarak alabileceğim insanlarla başladım bu yolculuğa. Bu ciddi bir motivasyon yaratabiliyor. Zaten hep istediğim bir alandı. Başlangıç önemliydi, staj çok küçük bir parçası gibi görünüyor, ama bütün süreci şekillendiren şey diyebilirim. 6) Üniversite hayatınız boyunca yaptığınız stajlardan bahsedebilir misiniz ? Farmakovijilans ve Medikal Uyum alanlarında staj deneyimim oldu dediğim gibi, ayrı bir staj deneyimim olmadı aslında. Çok uzun sürdüğü için öğrenimlerim çok oldu ve iş hayatına da sonrasında çok olumlu etkileri olduğunu söyleyebilirim. Farmakovijilans stajı benim için genel olarak süreci oluşturan kısım tabii ki. 7) Bir eczacı olarak Farmakovijilans departmanında çalışmanın artıları ve eksileri nelerdir? Artılarından başlayayım. Doğası gereği gerçekten mesleki bilgiyi ve donanımı kullanabileceğiniz bir alan kesinlikle. Regülasyonla sınırlandırılmış bir konu var, belli meslek grupları çalışabiliyor: doktorlar, diş hekimleri, eczacılar. Bunun bir sebebi var gerçekten. Eczacı olarak mesleki tatmini de hissedebileceğiniz bir departman. Bunun dışında yine doğası gereği empati kurabilme yeteneğinin, hümanistliğin çok ön planda olduğu bir alan. Gerçekten işin sonunda mevcut ve daha sonraki hastaları korumak için ortaya konan çok büyük bir çaba var farmakovijilans tarafında. Bunu içselleştirdiğinizde, yaptığınız işin uzun vadedeki etkilerini anlayabildikçe daha da değerli oluyor sizin için. Bunların yanı sıra, kendi içinde rutini olan da bi alan. Regülasyona çok bağlı, lokalde ve globalde olan kurallar çok belli. Belli bir çerçeve içerisinde hareket etmemiz gerekiyor. Bu bir yerden sonra rutinleştirmeye başlayabiliyor yaptığınız işi. Günlük olarak yapılması gereken çok fazla iş var. Orada biraz detaycılık ön plana çıkıyor. Belli bir disiplinde, düzenli olarak çalışmanız çok önemli. Biraz da diğer alanlarla iç içe olmakla birlikte, kendi içinde izole kalabiliyor bazı noktalarda, negatif olarak bunları söyleyebilirim. 8) Şu anda çalışmış olduğunuz firmayı neden tercih ettiniz, bu firmada çalışıyor olmanızın size kattığı avantajlar nelerdir? Global bir firmada çalışma isteğim hep vardı. Roche, yenilikçi ilaçlarıyla, kullandığı teknolojiyle ve vizyonerliğiyle sektörde öne çıkan bir firma gerçekten. Burada çalışmaya başladığım günden beri çok fazla şey öğrendim, günden güne gelişimimi gördüm diyebilirim. Böyle bir firma içerisinde yer alınca, gelişime, öğrenmeye ve değişime çok açık hale geliyorsunuz. Bu da sizi olduğunuz yerde kalmaktan ziyade, sürekli ileriye gitmeye teşvik ediyor. Roche’un yenilikçi, cesur ve sürekli öğrenmeye teşvik eden bu tarafını çok seviyorum. 9) Mezun olduktan sonra kariyer basamaklarını hızla çıkıyorsunuz. Sizce sektörde iyi yerlere gelme sürecinde sizi hangi özellikleriniz öne çıkardı ve şu anda sizin konumunuza gelmek isteyen arkadaşlarımızın edinmesi gereken yetkinlikler veya kendini geliştirmesi gereken alanlar nelerdir? Çok teşekkür ederim öncelikle. Kişinin iyi olması onu belli bir yere kadar götürüyor aslında. Doğru insanlar, doğru zaman, biraz da şans faktörü burada önemli olan şeyler. Benim hedefim, her zaman kendimi çok fazla ön plana çıkarmaya çalışmadan yaptığım işin en iyisini yapabilmek, elimden gelenin en iyisini yapabilmek oldu. Doğru insanlara denk geldiğinizde ve onlarla çalışabildiğinizde bu fark ediliyor, özellikle bir şey yapmanıza gerek olmuyor. İşinizi en iyi şekilde yapıyorsanız, bu gerçekten fark ediliyor ve bir anda beklemediğiniz başka bir kapı açılabiliyor. Şu da önemli: sabırlı olmak. Kendinize “Ben şu anda bu işi yapıyorum, ama hep bu şekilde kalmayacak. Daha sonraki basamakları var.” diyebilmeniz lazım. İlerleyeceğinin farkında olmak, kendine inanmak ve bu doğrultuda çalışmak ve azim göstermek önemli. Genel olarak olması gereken yetkinlikler bunlardır diyerek çok sınırlamak da istemiyorum. Zaman içinde göreceksiniz ki, her firmanın, her birimin kendi içinde bambaşka renkte insanlara ihtiyacı var. Önceden belirlenmiş ve netleştirilmiş yetkinlikleri olan insanları bir araya alalım dediğinizde o işten istenilen verimi alamayabilirsiniz. Bunun haricinde günün sonunda huzurlu bir ortamda çalışmak çok önemli. Dolayısıyla insan ilişkileri yönetiminde iyi olmak bir avantaj kesinlikle. Karşı tarafın alanına saygı göstermek, ekip çalışmasına yatkın olabilmek gibi konular önemli. Bir de klişe olabilir ama yabancı dil... Özellikle İngilizceyi iyi kullanabiliyor olmak, global düzeyde iletişim kurabilme ve kendinizi ifade edebilme kalitesini de arttıran bir durum. Bu da sizi işin sonunda çalışma hayatınızda daha konforlu hissettirecektir. 10) Eğitim hayatınızda veya şu anki çalışma sürecinizde farklı yapmak veya değiştirmek istediğiniz bir şey var mı? Herhangi bir keşkeniz var mı? Çok fazla plan yapmadan, daha az stresle geçirmek isterdim öğrencilik hayatımı, bu çok net. Ayrıca Erasmus yapmayı da çok istemiştim ben. Daha sonra vazgeçtiğim bir şey oldu benim için, ama öğrencilik hayatıma bunu eklemek isterdim. İş hayatında yeni yeni konfor alanımdan çıkıp yeni bir şeyler deniyorum. Onu biraz daha erken denemeyi göze almayı isterdim bir de, farklı birimlerde daha fazla tecrübe edinmek gibi... 11) Stajlarınız hep Farmakovijilans alanında olmuş. Başka bir departman denememenizin sebebi var mı yoksa bu departmanı istiyordum, bu nedenle bu departmandan devam edeyim şeklinde mi bir düşünceniz vardı? Aslında tamamen o dönemki şartlarla ilgiliydi. O alanda bir ihtiyaç vardı ve direkt başvurumu oraya yaptım. Oradaki stajımda edindiğim tecrübelerden dolayı da o alanda bir işe başlamanın çok daha kolay olduğunu düşündüm. Lokal bir firmada ilk fırsatı farmakovijilans alanında yakaladım. Roche’a girişim de bu şekilde oldu. Yani özel bir sebebi yok, fakat az önceki pişmanlığımı buna bağlayabiliriz. Keşke o konfor alanından çıkmayı daha erken bir tarihte yapabilseydim diyorum sadece, ama bir yandan da farmakovijilansı çok sevdiğimden belki de böyle bir şeye ihtiyaç duymadım. 12) Aslında bahsettiniz dansla ilgilendiğinizden ama başka bir hobiniz var mı veya bu hobinin size neler kattığını düşünüyorsunuz? Hem profesyonel hayatınızda hem kişisel hayatınızda? Tiyatro var son zamanlarda. İnsanın bu tarz şeylerden beslenmesi gerektiğini düşünüyorum ben. Resim yapmak olabilir, enstrüman çalmak olabilir. Keman çaldığım bir dönem oldu benim. Hepsinin ortak şeyi şuydu aslında: hepsi beni kendi rutinimin içinden çekip çıkarıyordu. Biraz kaçış alanları gibi geliyor bana hep bu ilgi alanları. Kişisel hayatıma da insan ilişkilerime faydası olduğunu düşünüyorum. İş hayatı için de ciddi bir motivasyon kaynağı bence. Başka taraflardan beslenebildiğinizde, kendinizle ilgili daha iyi hissediyorsunuz ve yaptığınız iş de daha verimli hale geliyor. Bu benim için öğrencilik hayatımda da böyleydi, iş hayatımda da böyle. 13) Bize bir kitap veya film önerisi verebilir misiniz? Mesela kitaplarını okumaktan zevk aldığınız bir yazar ve filmlerini izlemekten zevk aldığınız bir yönetmen var mıydı? Yönetmen olarak Charlie Kaufman var. Gerçi senaryo yazarlığı kimliği daha ön planda onun. Film olarak da yine Charlie Kaufman’ın yazdığı “Adaptation” isimli filmi söyleyebilirim. Psikolojiye olan ilgimin de etkisiyle çok severek izliyorum bütün filmlerini. Yazar olarak Murat Gülsoy diyebilirim. Yine ona ait “602. Gece” isimli kitabı önerebilirim.

コメント


bottom of page